﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Dragosfer</title>
	<atom:link href="http://www.dragosfer.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.dragosfer.com</link>
	<description>Çeviri Dünyası Bülteni</description>
	<lastBuildDate>Sun, 27 Nov 2011 21:02:31 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>Simultane tercüme öncesinde simultane çevirmen toplantıya nasıl hazırlanır?</title>
		<link>http://www.dragosfer.com/kaynaklar/simultane-tercume-oncesinde-simultane-cevirmen-toplantiya-nasil-hazirlanir/</link>
		<comments>http://www.dragosfer.com/kaynaklar/simultane-tercume-oncesinde-simultane-cevirmen-toplantiya-nasil-hazirlanir/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 27 Nov 2011 19:18:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ümit Özaydın</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kaynaklar]]></category>
		<category><![CDATA[eşzamanlı çeviri]]></category>
		<category><![CDATA[konferans çevirmeni]]></category>
		<category><![CDATA[konferans çevirmenliği]]></category>
		<category><![CDATA[simültane çeviri]]></category>
		<category><![CDATA[simultane çeviri becerileri]]></category>
		<category><![CDATA[simultane çevirmen]]></category>
		<category><![CDATA[simultane tercüman]]></category>
		<category><![CDATA[simultane tercüme]]></category>
		<category><![CDATA[toplantıya hazırlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dragosfer.com/?p=1247</guid>
		<description><![CDATA[Her konferans tercümanının kendine göre toplantıya hazırlanma tarzı vardır. Kimi tercümanlar ki Dragoman ofisinin en çok sevdiği profesyonellerdir, toplantıya her zaman hazırdırlar. Yani, çalıştıkları ve çalışmak istedikleri konular bellidir. Kendilerini bu alanlarda arka plan okuması yaparak sürekli güncel tutarlar. Kimi tercümanlar son dakikacıdır. En zor tıp kongresine, Antalya&#8217;ya uçakla indiğimizde çalışırım der ve sabah hiç [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Her konferans tercümanının kendine göre toplantıya hazırlanma tarzı vardır. Kimi tercümanlar ki Dragoman ofisinin en çok sevdiği profesyonellerdir, toplantıya her zaman hazırdırlar. Yani, çalıştıkları ve çalışmak istedikleri konular bellidir. Kendilerini bu alanlarda arka plan okuması yaparak sürekli güncel tutarlar.</p>
<p>Kimi tercümanlar son dakikacıdır. En zor tıp kongresine, Antalya&#8217;ya uçakla indiğimizde çalışırım der ve sabah hiç çalışmadığı belli bir performansla kabine girer, sonra yavaş yavaş açılırlar.</p>
<p>Müşterilerimiz gittikçe bilinçleniyor, toplantı sunumlarının önceden ulaştırıldığı durumların sayısı artıyor ama hepimiz biliyoruz ki çoğu zaman yine iş başa düşüyor. Kabindeki diğer simultane çevirmen meslektaşınızın toplantıya hazırlıksız olmasının ne kadar yorucu olduğunu takdir edersiniz. Kabinde simultane çeviri performansının yetersiz olmasının müşteri açısından ne kadar kabul edilemez olduğu da aşikar.</p>
<p>Gittikçe artan sayıda toplantı sahibi, simultane tercüman ile önceden tanışmak istediği bilgisini veriyor, prova yapmak istiyor veya en azından bir özet geçmeye, bir yandan da birlikte çalışacağı çevirmenleri tanımaya çalışıyor.</p>
<p>Simultane tercüme öncesinde toplantıya daha iyi hazırlanmak için önerilerimiz şunlar:</p>
<p>• Hem kaynak hem hedef dilde simultane tercüme yapacağınız konuyla ilgili Internette yayınlanmış haberleri ve makaleleri okuyun, konunun ana hatlarını, genel çerçevesini, mantığını ve gündemini anlayın.</p>
<p>• Internet ve diğer mevcut kaynakları (diğer konferans tecümanları, konunun uzmanları, Dragoman bünyesinde hazırlanan müşteri sözlükleri, kılavuzları ve referans metinleri) kullanarak kendinize bir terimce hazırlayın.</p>
<p>• Deneyiminizin az olduğu işlerde, toplantı yerine toplantının başlangıcından mümkünse en az bir saat önce giderek toplantı sahipleri veye konuşmacılar ile emin olamadığınız kavramları ve terimleri tartışın.</p>
<p>• Toplantısına gittiğiniz şirketle ilgili son haberleri mutlaka tarayın.</p>
<p>• Dragoman’ın düzenli olarak çalıştığı birçok uluslararası şirket var. Özellikle bu şirketlerle ilgili temel bilgilere, güncel gelişmelere, ürün ve hizmetlere ve terminolojiye aşina olun.</p>
<p>Unutmayalım ki, toplantılara doğru hazırlanmak, toplantı performansınız açısından belirleyicidir.  Bu ilke, deneyimli çevirmenler için de geçerlidir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a class="a2a_dd a2a_target addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save#url=http%3A%2F%2Fwww.dragosfer.com%2Fkaynaklar%2Fsimultane-tercume-oncesinde-simultane-cevirmen-toplantiya-nasil-hazirlanir%2F&amp;title=Simultane%20terc%C3%BCme%20%C3%B6ncesinde%20simultane%20%C3%A7evirmen%20toplant%C4%B1ya%20nas%C4%B1l%20haz%C4%B1rlan%C4%B1r%3F" id="wpa2a_2"><img src="http://www.dragosfer.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_171_16.png" width="171" height="16" alt="Share"/></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dragosfer.com/kaynaklar/simultane-tercume-oncesinde-simultane-cevirmen-toplantiya-nasil-hazirlanir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sözlü Çeviri ve İdeoloji</title>
		<link>http://www.dragosfer.com/makaleler/sozlu-ceviri-ve-ideoloji/</link>
		<comments>http://www.dragosfer.com/makaleler/sozlu-ceviri-ve-ideoloji/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 16 Oct 2011 08:49:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Esra Özkaya Saltoğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[simültane çeviri]]></category>
		<category><![CDATA[simultane çevirmen]]></category>
		<category><![CDATA[simultane tercüman]]></category>
		<category><![CDATA[simultane tercüme]]></category>
		<category><![CDATA[sözlü çeviri]]></category>
		<category><![CDATA[sözlü çeviri ve ideoloji]]></category>
		<category><![CDATA[sözlü çevirmen]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dragosfer.com/?p=1231</guid>
		<description><![CDATA[&#160; “İdeoloji, üzerinde oturduğum kanepeyi bile şekillendirdi.” Mason Cooley Çeviribilim alanını yazılı ve sözlü çeviri biçiminde iki alt-modüle ayıracak olursak, ideoloji kavramının sözlü çeviri alanına oranla yazılı çeviri alanında daha sıklıkla tartışılan ve ele alınan bir mesele olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Ancak bu demek olmuyor ki, ideoloji ve bu kavramın yansımaları sözlü çeviri alanına girmemiş [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: right;">“İdeoloji, üzerinde oturduğum kanepeyi bile şekillendirdi.”</p>
<p style="text-align: right;">Mason Cooley</p>
<p>Çeviribilim alanını yazılı ve sözlü çeviri biçiminde iki alt-modüle ayıracak olursak, ideoloji kavramının sözlü çeviri alanına oranla yazılı çeviri alanında daha sıklıkla tartışılan ve ele alınan bir mesele olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Ancak bu demek olmuyor ki, ideoloji ve bu kavramın yansımaları sözlü çeviri alanına girmemiş ve bu alanı etkilememiştir.</p>
<p>İdeoloji, bireylerde güçlü ve heyecanlı birtakım tepkiler uyandıran bir sözcüktür. İnsanlar ‘ideoloji’ sözcüğünü duyduğunda bunu genellikle komünizm, faşizm ya da anarşizm gibi ‘izm’lerle bağdaştırırlar (Freeden 2003). İdeoloji terimini ilk kez ortaya koyan ve bir nevi ‘isim babası’ kimliğini üstlenen Antoine Destutt de Tracy, Fransız İhtilali’nin ardından yazdığı yazılarda düşüncelerle ilgilenen ayrı bir çalışma disiplini yaratmak istemiştir. De Tracy, düşüncelerin hem eleştirilerinin hem de bilimlerinin ortaya çıkacağı, empirik bir düzlemde kanıtlanabilir bir temelde düşünce ve eylem ideallerinin ortaya konulmasını tasarlıyordu. Tarihsel süreç içerisinde ilerleyip Alman İdeolojisi’ne geldiğimizde karşımıza iki önemli isim çıkıyor: Marx ve Engels. Marx ve Engels’a göre tüm ideolojilerde insan ve çevresi, camera obscura’da olduğu gibi baş aşağı görünür. Başka bir deyişle ideoloji, materyal dünyanın tersine çevrilmiş bir ayna görüntüsünden başka bir şey değildir; materyal dünyanın kendisinin de kapitalizmin etkisi aracılığıyla insani niteliğini yitiren sosyal ilişkilere maruz olduğu gerçeği ile bu görüntü bir derece daha bozulmaktadır. Yine Marx’ın etkisiyle ideoloji zaman zaman “yanlış, asılsız, çarpıtılmış ya da başka herhangi bir biçimde yanlış yönlendirilmiş inanışlar dizgesi” biçiminde de olumsuz siyasi bir çağrışım ile tanımlanmaktadır (Calzada-Pérez 2003:3). Öte yandan dil, kültür disiplinleri ve çeviribilim alanındaki akademisyenler büyük çoğunlukla ideoloji kavramını politik alanın da ötesine çekerek “yaşamlarımızı düzenleyen ve çevremizle olan ilişkiyi anlamamıza yardımcı olan düşünceler dizisi” biçiminde politik anlamda daha nötr bir tanım yapma eğilimindedir (Calzada-Pérez 2003:5). Bu genel ideoloji tanımına uygun düşecek biçimde sözlü çeviri alanına geçtiğimizde de karşımıza buna benzer bir ideoloji anlayışı çıkmaktadır. Pöchhacker’a göre “Sözlü Çeviri Çalışmaları sahasındaki pek çok kimse için ‘ideolojinin’ dar, politik, indirgeyici anlamı “ideolojinin yanlış, çarpıtılmış ya da herhangi bir biçimde yanlış yönlendirilmiş inanışlar dizgesi’ne eşittir.” (Pöchhacker 2006). Profesyonel sözlü çevirmenler kendilerini geleneksel olarak belirli ideolojilerin ‘ötesinde’ ya da başka bir deyişle ‘arasında’ ve belki de eşit uzaklıkta konumlandırdığı için ideoloji ile herhangi bir ‘alakaları olmayacaktır’. Oysa Teun van Dijk (1998) ve Ruth Wodak (2001) gibi isimlerin savunucusu olduğu Eleştirel Söylem Çözümlemesi yaklaşımına göre dil kullanımı bütünüyle ideolojiktir. Bu noktadan hareketle, diğerlerinin dil kullanımını yansıtan ve temsil eden bir dilin kullanıcıları olarak sözlü çevirmenler de kendilerini ideolojiden soyutlayamamaktadır. Tam olarak nötr (neutrality) olmasa bile tarafsız olma kavramı (the notion of impartiality) &#8211; yani iletişim taraflarının herhangi birinin niyet ya da eylemlerine hiçbir surette dahil olmama durumu- tarihten günümüze dek sözlü çevirmenlik mesleğinin temel taşlarından biri olmuştur. Bunun, ilk profesyonellerin 1920’li yıllarda Milletler Cemiyeti ve ILO konferanslarında devlet temsilcileri için ve bu temsilciler arasında çalışmaya başladıkları andan itibaren aynı şekilde algılandığını söylemek yanlış olmayacaktır. Yine de, günümüze gelindiğinde, Fransız ve Alman liderlerin arasında yapılan görüşmelerde dahi her iki tarafın da kendi sözlü çevirmenini beraberinde getirdiği ve bunun Çinli liderlerle yapılan diplomatik ve politik toplantılarda da aynı şekilde uygulandığı görülmektedir. Bu uygulama bu tür diplomatik ve politik bağlamlarda sözlü çevirmene geleneksel olarak biçilmiş ‘taraflar arasındaki’ rolünden ziyade ‘taraflardan biri ya da diğeri için’ şeklinde bir rolü akla getirmektedir.</p>
<p><strong><span id="more-1231"></span>Politika, dil ve ideoloji </strong></p>
<p>Politikayı konuşurken aynı zamanda ve büyük ölçüde belirli düşüncelerin ve çıkarların bir tür güvenli bölgeye alınıp uygulamaya konulması amacıyla verilen bir çabadan bahsetmiş oluruz (Schaffner 1996). Bu türde bir politik amacın ortaya konulması ve somut eyleme dönüştürülmesi süreci, her şeyden önce politik tarafları gerektirmektedir ve bu süreçte dil çok büyük bir rol oynamaktadır. Hatta Schaffner’a göre “ herhangi bir politik eylem, dil ile hazırlanmakta, ortaya konulmakta, kontrol edilmekte ve etkilenmektedir” (Schaffner ibid.).</p>
<p>Bir metnin politik metin olarak belirlenmesi, işlevsel ve tematik kriterlere dayandırılabilir (Schaffner ibid.). Bu metinler politikanın bir parçası ve/veya sonucudur. Politika sahasında yer alan değişik faaliyetlere göre başka işlevlere hizmet ettikleri görülmektedir. İçerik açısından baktığımızda, başlıkları genellikle politik faaliyetler, politik düşünceler, politik ilişkiler ile ilgilidir. Bu tür metinlerin diğer bir ortak özelliği de, genellikle geniş kitleleri hedef almasıdır. Örnek olarak demeçleri, politik liderlerin ya da politika sahasında yer alan diğer politik kişiliklerin yaptığı konuşmaları, liderler arasında gerçekleşen müzakere, özel protokol görüşmelerini vb. verebiliriz. İşlevsel bakış açısından bakıldığında sözlü politika metinlerini alt-gruplara ayırmak mümkündür. Birinci grup iç politika iletişiminden oluşur, burada konuşmacılar önde gelen politikacılardır ve aynı politik ya da ideolojik gruba hitap ederler. İkinci alt-grupta ise bir politikacı Ulusa Sesleniş’te olduğu gibi daha geniş ve politika-dışı bir kitleye seslenmektedir, bu yüzden gerçekleşen devlet-içi politik iletişimdir. Yabancı politik iletişim olan üçüncü alt-grupta ise, örneğin yurtdışı gezisine çıkmış olan üst düzey bir politikacı –liderin diğer politikacılar ve bürokratlarla yaptığı görüşmeler yer alabilir. Burada unutulmaması gereken esas nokta, sözlü politika metinlerinin homojen bir özellik taşımadığı ve her bir iletişim bağlamına göre kendine has birtakım özellikler kazanabileceğidir.</p>
<p>Peki ya iletişimin farklı kültürlerden, farklı dillerden, farklı ideolojilerden gelen tarafları bağlamında bakıldığında sözlü çevirmen ne ‘taraftadır’? Her şeyden önce, tüm bireylerin en yalın haliyle bir dünya görüşü, siyasi ve ideolojik duruşu ve tutumu olduğundan ya da olabileceğinden, bu düşüncelerini mesleklerine ve hayat tarzlarına tamamen yansıtmasalar bile, bu iki alanı bir çizgiyle bölüp mutlak surette izole etmelerini beklemek yanlış olacaktır. Kaldı ki tamamen kendi kişisel ve profesyonel tercihleri gereği örneğin süregelen bir savaş esnasında sözlü çeviri yapmayı reddeden ya da benzer biçimde din temalı toplantılara gitmeyen sözlü çevirmenler bulunmaktadır. Politik düzlem, sözlü çevirmen ve ideoloji kavramları ışığında üç ana unsurdan bahsetmek mümkündür: Birinci durumda ‘ekip-içi’ çevirmen diyebileceğimiz, esas işi çevirmenlik olmayan fakat içinde bulunulan politika ve uluslararası ilişkiler konularına hâkim olmaları, zaman zaman da söz konusu politikacı/lidere olan yakınlıkları nedeniyle gerçekleştirilen görüşmeler, röportajlar, ziyaretler ve buna benzer iletişim durumlarında sözlü çeviri yapan kimseler yer almaktadır. Burada, görüşülen konular politik ve bazen de ‘ devlet sırrı’ niteliğinde olabildiği için bu tarz bir uygulamaya da gidilmektedir. Başka bir deyişle, aslında ideolojinin kendisinden ötürü çevirmen seçiminde ideolojik bir seçim yapılmaktadır. Türkiye politikasından konuyla ilgili bir örnek verecek olursak, Egemen Bağış’ı örnek vermek mümkündür. Bilindiği üzere Bağış, Tayyip Erdoğan’a hem dil hem de politika danışmanlığı anlamında yardımcı olmaktadır. Mart 2005’te yerini Özel Kalem Yardımcısı Çağatay Kılıç’a bırakmış olan Bağış hakkında yazılan yazılardan biri şu şekildedir: Yıllarca ABD&#8217;de yaşamış, Amerikan &#8211; Türk Federasyonu&#8217;nda başkanlık, yöneticilik yanında, ABD Dışişleri Bakanlığı&#8217;nın da &#8216;sözleşmeli &#8211; rehber, Türkçe mütercim &#8211; tercümanlığını&#8217; yapmış Egemen Bağış&#8217;tan bahsediyorum. AKP&#8217;nin kuruluşu aşamasında, Erdoğan ve arkadaşlarının ABD seyahati sırasında tanışmışlar. Erdoğan&#8217;ın da, kanı kaynayınca, Bağış, 3 Kasım&#8217;da milletvekili seçildi. Sonra hep Erdoğan&#8217;ın yanında gördük kendisini. Başbakan&#8217;ın &#8216;yabancı dili &#8211; meramı&#8217; oldu, yurtdışında. Son olarak ABD&#8217;de Erdoğan&#8217;ın konuşmalarının, basın toplantılarının &#8216;simultane &#8211; anında&#8217; çevirisini yaptı. &#8216;Oval Ofis&#8217; görüşmelerinde de Erdoğan&#8217;ın arkasında, ayakta &#8216;çeviri&#8217; yapıyordu. Söylentilere göre çevirirken en çok zorlandığı, Başbakan&#8217;dan &#8216;kullanmamasını&#8217; istirham ettiği söz &#8216;doğmamış çocuğa don biçmek&#8217; imiş! Egemen Bağış, AKP İstanbul Milletvekili. TBMM üyesi. &#8216;Maaş ve yolluklarını&#8217; milletvekilliği yapmak, yasama faaliyetlerine, &#8216;katılmak&#8217; için alıyor. Mütercim &#8211; tercümanlık için değil. Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlığı&#8217;nda, Dışişleri Bakanlığı&#8217;nda uzman tercümanlar var. Kimi toplantılarda bir TBMM üyesinin &#8216;tercüme kulübesine&#8217; girip, kafes gibi yerde &#8216;çevirmenlik&#8217; yapması, &#8216;şık&#8217; değil. Muhtemelen kulübedeki diğer çevirmenler mebus olduğunu bilseler, şaşırırlar. (Doğan, Zülfikar. “Milletin Vekili, Mütercim mi? Polonya, AB&#8217;de yeni cin mi?” Akşam 2 Şubat 2004). Örnekte de görüldüğü gibi aynı anda milletvekili olan, konumu gereği politika konusuna yakın duran ve yabancı dil bilen biri çevirmen olarak politik görüşmelere dâhil olmaktadır. İkinci durumda ise söz konusu politik iletişim ortamında aracılık eden sözlü çevirmen profesyonel olarak sözlü çeviri yapmasına rağmen kendi bireysel tercihleri sonucu ideolojik seçimler yapabilir. Bu çerçevede, ideoloji meselesine sözlü çevirmen açısından iki düzeyde bakılmalıdır: bunlardan ilki, belirli ideolojik tasarılara hizmet etmek üzere araçsallaştırılabilen profesyonel sözlü çeviri meslek ve eğitim kurumlarının yer aldığı kurumsal düzey; ikincisi de sözlü çevirmenin kim için ve kiminle birlikte çalışacağına karar verdiği bireysel düzeydir (Pöchhacker, Franz.age. s.3). Bu duruma örnek olarak aşağıdaki haber verilebilir: Fransa Cumhurbaşkanlığında 2’nci tur yarışı devam ederken, adayların televizyon konuşmalarına ilişkin ilginç gelişmeler yaşanıyor. Son ve en ilginç haberlerden biri, Fransa cumhurbaşkanı adayı Nicolas Sarkozy’nin konuşmasını İngilizce’ye tercüme eden &#8216;şakacı çevirmen’in işine son verilmesi oldu. Fransa’da önceki gün Nicolas Sarkozy’nin &#8216;France 2’ kanalında yayınlanan bir konuşmasının İngilizce çevirisini yaparak, yurtdışındaki uluslararası televizyon kanallarına servis sağlayan Amerikalı çevirmen, merkez sağ adayın sözlerini bilerek çarpıtınca işinden oldu. Sarkozy’nin &#8220;Sizi etrafımda topluyorum ki bir rüyayı gerçekleştirebilelim&#8221; şeklindeki sözlerini, &#8220;Bir rüyayı gerçekleştirebilmemiz için sizi şişkin egomda bir araya getiriyorum&#8221; şeklinde tercüme eden Amerikalı tercüman, France 2 kanalının prestijine büyük zarar verdi. Altyazıyı şakacı çevirmenin aktardığı şekilde yayınlayan Amerikan televizyon kanalları, ilk başta durumu fark etmezken, bu şakayı kamuoyuna ilk duyuran, &#8220;frenchmorning&#8221; isimli internet sitesi oldu. (Geyisi, Erhun. “Sarkozy’nin Çevirmeni Kovuldu”. Hürriyet 1 Mayıs 2007). Bu örnekte, çevirmenin kendi ideolojik inanışları ve politik duruşu nedeniyle aldığı bir çeviri kararından söz edilebilir. Benzer biçimde, başka bir örnek olarak, özellikle son zamanlarda sıklıkla tartışılan Ermeni meselesi hakkında düzenlenen bir toplantıdaki konuşmalarda ‘Armenian genocide’ ifadesini ‘sözde Ermeni soykırımı’ biçiminde çevirmek de çevirmenin ideolojik ve politik duruşunu açıkça yansıtan bir tercih olacaktır. Bu noktada eşdeğerlilik, işlevsellik, profesyonel ve etik davranış kuralları gibi pek çok bağlantılı unsurun da konuya dâhil olması gerektiği gözden kaçmamalıdır. Son kategoride ise, sözlü çevirmenin yaptığı çevirinin sonucunda kendiliğinden ortaya çıkan ideolojik sonuçlar ön plana çıkmaktadır: 25 Şubat 2006 tarihli köşe yazısında Ertuğrul Özkök, Hamas temsilcisi Meşal’in Ankara ziyareti sırasında düzenlenen basın toplantısındaki çevirmenden bahsediyor. Gazeteci Cengiz Çandar’a çeviri hakkında ne düşündüğünü sorunca Arapça’yı iyi düzeyde bilen Çandar’ın şu yorumunu aktarıyor: HAMAS temsilcisi bir ara &#8220;Hukuke&#8217;l-Vatani&#8221; kavramını kullanmış. Çandar, &#8220;Arapça&#8217;da hukuk, hak kelimesinin çoğuludur. Yani &#8216;haklar&#8217; anlamına gelir. Meşal, &#8216;milli haklardan&#8217; vazgeçmeyeceklerini söylüyordu&#8221; diyor. Oysa tercüman bunu &#8220;hukukun üstünlüğü&#8221; şeklinde çevirmiş. Çandar anlatmaya devam ediyor: &#8220;Ertesi gün NTV&#8217;de Emre Kongar ile Mehmet Barlas&#8217;ın programını seyrediyordum. Meşal&#8217;in &#8216;Hukukun üstünlüğünden&#8217; söz etmesini çok önemli bir gelişme olarak gördüklerini söylediler. Ertesi gün CNN Türk&#8217;te Taha Akyol&#8217;u izledim. O da HAMAS&#8217;ın ilk defa hukukun üstünlüğünden söz ettiğini belirtip, bunun çok önemli bir gelişme olduğunu söyledi. &#8220;Çandar, &#8220;Oysa Araplar&#8217;da hukukun üstünlüğü diye bir kavram yoktur&#8221; diyor. &#8220;Milli haklar&#8221; ile &#8220;hukukun üstünlüğü&#8221; kavramları arasında büyük fark var. Hatta &#8220;milli hak&#8221; kavramı, çoğu kez, uluslararası hukukun çiğnenmesi anlamına bile gelebiliyor. (Özkök, Ertuğrul. “İki Kelimelik Zincirleme Kaza”. Hürriyet 25 Şubat 2006.) Örnekten de anlaşılabileceği üzere, politik bir iletişim ortamında iletişimi sağlayan kişi olarak çevirmenin sözcük ve ifade seçimi, belki de sonrasında daha uzun tartışmaları getirebilecek durumların doğmasına sebebiyet verebiliyor. Belki de burada önemli olan nokta, çevirmenin ‘ekip-içi’ çevirmen diye tabir edilen, yani esas mesleği bu olmayıp da hem dil bildiği hem de bu ziyaret sırasında grupta yer aldığı için çeviriyi üstlenen biri olup olmadığını kesinleştirmek. Elbette, yine bu örnek, özellikle politika gibi son derece hassas bir zeminde önemli bir görev yerine getiren sözlü çevirmenin bu sorumluluğunun mutlak olarak bilincinde olması ve konuyla ilgili uzmanlık ve arka plan bilgisine sahip olması zorunluluğunu da akla getirmektedir. İdeoloji üzerine politika bilimlerinin yanısıra çeviribilim alanında da daha detaylı ve derinlemesine yapılan çalışmaların varlığını, konunun önemini ortaya koyar niteliktedir. Konunun genişliği ve zamanın kısıtlılığı göz önünde bulundurulduğunda, bu yazıda, sözlü çeviri ve ideoloji ilişkisi hakkında ancak temel birtakım bilgiler ve gözlemler sunulmaktadır. Oysa, özellikle belirli bir profesyonel sözlü çevirmenlik olgusu ile şekillenmiş olan Sözlü Çeviri Araştırmaları disiplini, ideolojik bir perspektif içerisinde rolünü ve konumunu yeniden gözden geçirmek durumundadır. Bu bağlamda sözlü çeviri eylemi ve mesleğinin kavramsallaştırılmasında yapılacak bir değişim ve/veya sorgulamanın, bu yönde muhtemel umut verici rotaları açacağına inanılmaktadır. NOT: Bu makale, 2008 yilinda Istanbul Universitesi Aksit Gokturk`u Anma Toplantisi`nda Yasemin Ozden Kanca ile birlikte sunulan bildirinin basima hazirlanmis seklidir ve Bildiri Kitabi`nda basilmistir.</p>
<p><strong>KAYNAKÇA</strong></p>
<p>Freeden, Michael. Ideology: A Very Short Introduction. USA: Oxford, 2003.</p>
<p>Calzada-Pérez, M. Introduction. Apropos of ideology. Ed. M. Calzada-Pérez. Manchester: St. Jerome, 2003. 1-22.</p>
<p>Pöchhacker, Franz. “Interpreters and Ideology: From ‘Between’ to ‘Within’.” Trans Nisan 2006.</p>
<p>van Dijk, Teun A. Ideology: A Multidisciplinary Approach. London: Sage, 1998.</p>
<p>Schaffner, Christina. “Political Speeches and Discourse Analysis.” Editorial. Current Issues in Language &amp; Society 1996.</p>
<p>Doğan, Zülfikar. “Milletin Vekili, Mütercim mi? Polonya, AB&#8217;de yeni cin mi?” Akşam 2 Şubat 2004 &lt; http://www.aksam.com.tr/arsiv/aksam/2004/02/02/yazarlar/yazarlar166.html&gt;.</p>
<p>Geyisi, Erhun. “Sarkozy’nin Çevirmeni Kovuldu” Hürriyet 1 Mayıs 2007 .</p>
<p>Özkök, Ertuğrul. “İki Kelimelik Zincirleme Kaza” Hürriyet 25 Şubat 2006 &lt; http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/3986867.asp?yazarid=10&amp;gid=61&gt;.</p>
<p><a class="a2a_dd a2a_target addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save#url=http%3A%2F%2Fwww.dragosfer.com%2Fmakaleler%2Fsozlu-ceviri-ve-ideoloji%2F&amp;title=S%C3%B6zl%C3%BC%20%C3%87eviri%20ve%20%C4%B0deoloji" id="wpa2a_4"><img src="http://www.dragosfer.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_171_16.png" width="171" height="16" alt="Share"/></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dragosfer.com/makaleler/sozlu-ceviri-ve-ideoloji/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Simultaneden Sağ Çıkmak: Kitap Tanıtımları</title>
		<link>http://www.dragosfer.com/genel/simultaneden-sag-cikmak-kitap-tanitimlari/</link>
		<comments>http://www.dragosfer.com/genel/simultaneden-sag-cikmak-kitap-tanitimlari/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 09 Oct 2011 07:33:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gökçen Ezber</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[simültane çeviri]]></category>
		<category><![CDATA[simultane çevirmen]]></category>
		<category><![CDATA[simultane tercüman]]></category>
		<category><![CDATA[simultane tercüme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dragosfer.com/?p=1219</guid>
		<description><![CDATA[Simultane Çeviriden Nasıl Sağ Çıkarsınız? Kitabın Adı: Self-Preservation in Simultaneous Interpreting: Surviving the role Yazarı: Claudia Monacelli Yayınevi: John Benjamins Publishing Company Sayfa: 182 Yayın Tarihi: 2009 ‘Konferans tercümanlığı bazen pahalı bir lüks olarak görülüyor. Konferans tercümanlarının genellikle birkaç kişi tarafından dinlenildiği ve artık herkesin İngilizce biliyor olması gerektiği dile getiriliyor. Konferans tercümanları aynı zamanda, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.dragosfer.com/wp-content/uploads/2011/10/self.preservation.kapak_.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-1222" title="self.preservation.kapak" src="http://www.dragosfer.com/wp-content/uploads/2011/10/self.preservation.kapak_-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a></p>
<p><strong>Simultane Çeviriden Nasıl Sağ Çıkarsınız?</strong></p>
<p>Kitabın Adı: Self-Preservation in Simultaneous Interpreting: Surviving the role</p>
<p>Yazarı: Claudia Monacelli</p>
<p>Yayınevi: John Benjamins Publishing Company</p>
<p>Sayfa: 182</p>
<p>Yayın Tarihi: 2009</p>
<p>‘<em>Konferans tercümanlığı bazen pahalı bir lüks olarak görülüyor. Konferans tercümanlarının genellikle birkaç kişi tarafından dinlenildiği ve artık herkesin İngilizce biliyor olması gerektiği dile getiriliyor. Konferans tercümanları aynı zamanda, otomatik bir dönüştürme sürecinde çalışan bir çeviri makinesinden öte gitmeyen bir yarı-otomaton olarak görülebiliyor. Ve birşeyler ters gittiğinde, yanlış anlamalar olduğunda ve hatta diplomatik krizler çıktığında, suçlanan onlar oluyor</em>.’</p>
<p>Monacelli, kitabının önsözüne bu sözlerle başlıyor. Monacelli’ye göre, konferans tercümanlarının bir makine gibi görülmelerinin en önemli nedeni ‘görünmez’ olmaları. Toplantı salonlarının en arka köşesindeki kabinlerinde, hatta salonun üzerinde kalın camların gerisindeki tercüman odalarında çalışan konferans tercümanları, seslerini yalnızca kulaklıklardan, kendilerini dinleyen kişilere duyurabiliyor. Aynı zamanda yaptıkları işin ‘eşzamanlı’ doğası herkesçe anlaşılmadığı için, gizemli bir boyutun içinde görülüyorlar. Monacelli, kitabında, yakın zamana kadar sözlü çeviri alanındaki kuramsal çalışmaların da, tercümana bir ‘insan’ olarak değil, bir ‘olgu’ olarak yaklaştığına değiniyor ve bu alanda yapılacak kuramsal çalışmaların artık sürecin dinamiklerinden öte, tercümanın bir ‘birey’ olarak çeviri süreci ile nasıl bütünleştiğinin anlaşılmasına yönelmesi gerektiğini dile getiriyor.</p>
<p>Monacelli’nin kitabında, konferans tercümanları için, birçok bilinmez ve değişkenle dolu çalışma ortamlarında nasıl sağlıklı bir çeviri yapabileceklerine ve mesleklerini icra ederken kendilerinin de salt bir makine olarak görülmekten nasıl kurtarabileceklerine ilişkin aydınlatıcı tartışmalar ve öneriler yer alıyor.</p>
<p><strong>Dilin Aynasından</strong></p>
<p>Kitabın Adı: Through The Language Glass</p>
<p>Yazarı: Gıuy Deutscher</p>
<p>Yayınevi: Arrow Books</p>
<p>Sayfa: 310</p>
<p>Yayın Tarihi: 2010</p>
<p>Dil, kültürün bir ürünü müdür? Yoksa dili, insan biyolojisi mi belirler? Son birkaç yüzyıldır bu gibi sorular sorduk, fakat bunlara kesin yanıtlar bulamadık. Guy Deutscher, 2005 yılında yayınladığı ‘The Unfolding of Language’ adlı kitabında, dili kültürün ötesine ve öncesine yerleştirmiştir. ‘Through The Language Glass’ adlı son kitabında ise, Deutscher, biyoloji temelli kuramların bazı tutarsızlıklarını ortaya koyuyor.</p>
<p>Deutscher ilk ilginç örneklerinden biri, birçok dilde, temel renklerin bir karşılığını verecek sözcüklerin olmaması. Kitabın ilk dört bölümünde, düşünce tarihinin ilginç bir yorumunu bulacaksınız. Örneğin, ünlü İngiliz devlet adamlarından William Gladstone aynı zamanda antik Yunan metinleri konusunda bir uzmandı ve antik Yunanca’da ‘mavi’ sözcüğünün bir karşılığı olmadığını bulgulamıştı. Gladstone bu bulgusuna dayanarak, insanların o dönemde henüz tam bir renk görüsü edinemediklerini iddia etmişti. On dokuzuncu yüzyılda, Lazarus Geiger adında başka bir filolog, dünya üzerindeki dillerin renk spektrumunu aynı biçimde bölümlemediklerini ortaya koymuş, fakat ilginç sonuçlar içeren çalışması kısa zamanda unutularak, ancak bir yüzyıl sonra yeniden dilbilimcilerin dikkatini çekmiştir.</p>
<p>Kitabın belki de en ilginç bölümlerinde, Deutscher dil ve düşünce arasındaki ilişkiyi sorguluyor. Farklı dilleri konuşanlar, benzer biçimde mi düşünüyorlar, yoksa farklı diller, dünyayı farklı biçimde mi algılıyor? Bu sorunun odaklandığı problem, bazı kuramcılar tarafından ‘dilsel görecelik’ olarak da tanımlanır. Deutscher, ‘dilsel görecelik’ kavramını reddediyor ve bu soruya vermeye çalıştığı yanıtı kültürel ve tarihsel bir tabana oturtuyor.</p>
<p>Deutscher’in kitabı, dil, toplum ve kültür konularında kafasında sorular olanlar için aydınlatıcı ve düşündürücü bilgilerle dolu.</p>
<p><strong>Babil Sineması</strong></p>
<p>Kitabın Adı: Cinema Babel: Translating Global Cinema</p>
<p>Yazarı: Abe Mark Nornes</p>
<p>Yayınevi: University of Minnesota Press</p>
<p>Sayfa: 304</p>
<p>Yayın Tarihi: 2008</p>
<p>Babil Sineması, metin, imge ve çeviri arasındaki ilişkileri inceleyen bir kitap. Sinema sektöründe çevirinin nasıl üretildiği ve tüketildiğine ilişkin bilgilerin yanı sıra, altyazı çevirilerinin, seslendirmelerin nasıl yapıldığına ilişkin bilgi edinmek isteyenlerin başvuracağı bir kaynak kitap niteliği de taşıyor. Sinema sektöründe yaşanmış gerçek olaylar örneklendirilerek, çevirmenin bu sektörde nasıl konumlandığı ve nasıl konumlanması gerektiği hakkında da önemli ipuçları sunuyor.</p>
<p>Nornes, Akira Kurosowa’nın yönettiği <em>Tora! Tora! Tora!</em> adlı filmin çekim aşamasında çevirmenin nasıl görünmez, ama bir o kadar da etkin bir unsur olduğunu açıklıyor.</p>
<p>Babil Sineması, çevirmenin bu alandaki konumunu açıklamanın ötesinde, altyazı çevirisi gibi sinema sektöründeki farklı çeviri türleri ve süreçleri hakkında teknik bilgiler de veriyor. Kullanılan yöntemler ve hatta teknik donanımlar açıklanıyor.</p>
<p>Babil Sineması, sinema sektörü ve sanatı, film incelemeleri, film çevirisi, Japon sineması ve Avrupa tarihi alanlarında ilgisi olanların okumasu gereken bir kitap.</p>
<p><strong>Genç Bir Romancının İtirafları</strong></p>
<p>Kitabın Adı: Confessions of a Young Novelist</p>
<p>Yazarı: Umberto Eco</p>
<p>Yayınevi: Harvard University Press</p>
<p>Sayfa: 231</p>
<p>Yayın Tarihi: 2011</p>
<p><em>Bir Genç Romancının İtirafları</em>, Umberto Eco’nun 2008 yılında ‘Richard Ellmann Lectures’ adlı programı kapsamında verdiği konuşmaları içeren küçük, fakat çok zengin içerikli bir kitap. Eco, kitabının en başında, bu itirafların neden genç bir romancıya ait olduğunu açıklıyor: Bu konuşmaları yaptığı sırada yetmiş yedi yaşına basmak üzerine olmasına karşın, ilk romanı <em>Gülün Adı</em> 1980 yılında yayınlandı. Eco, bu açıklamayı yaptıktan sonra, başlığını şu sözlerle gerekçelendiriyor:</p>
<p>‘Bu nedenle kendimi çok genç ve şu ana kadar yalnızca beş roman yazmış, geleceği olan bir romancı olarak görüyorum. Önümüzdeki elli yıl içinde daha birçok roman yazacağım.’</p>
<p>Kitaba dönüştürdüğü konuşmaları sırasında Eco sık sık kendi romanlarına göndermelerde bulunuyor. Örneklerini kendi yazma sürecinden ve kendi yapıtlarından veriyor. Eco, mesleki açıdan bir akademisyen olduğunu, romancı kimliğini ise yalnızca bir amatör olarak taşıdığını belirtiyor. Kitabın başında, akademik ve bilimsel yazma biçimleri ve yaratıcı yazma edimi arasında bir ayrım yapıyor:</p>
<p>‘Kuramsal bir makalede, yazar genellikle belli bir tez sunar ya da belli bir problemin yanıtını arar. Oysa bir şiirde ya da romanda, yazarın amacı tüm tutursızlığı ile yaşamı yansıtmaktır.’</p>
<p>Öte yandan, Eco kendi yazma sürecini açıklamaya giriştiğinde, kendisi de kuramdan tamamen uzak kalmıyor. Yazar, kitabının ilk bölümünde, yazma sürecine kişisel bir perspektiften bakarak, kendi yöntemlerini ve ilgi alanlarını açıklıyor.</p>
<p>Kitabın ikinci bölümünde, yazar, metin ve çevirmen üçgeni irdeleniyor. Bu bölüm, yazarın kendi amaçladıkları dışında, metninin okurlar ve çevirmenler tarafından nasıl farklı yorumlanabileceğini ilginç örneklerle açıklarken, bir yandan da, edebiyat çevirisinin güçlüklerini gözler önüne seriyor. Kurmaca karakterler üzerinde yoğunlaşan üçünçü bölümde ise, okurların romanlara ilişkin ‘gerçeklik’ algısı tartışılıyor.</p>
<p><em>Genç Bir Romancının İtirafları</em>, Umberto Eco’nun yazdıklarından ve romanlarından hoşlananlar için, keyifli ve ufuk açıcı bir küçük hazine!</p>
<p><a class="a2a_dd a2a_target addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save#url=http%3A%2F%2Fwww.dragosfer.com%2Fgenel%2Fsimultaneden-sag-cikmak-kitap-tanitimlari%2F&amp;title=Simultaneden%20Sa%C4%9F%20%C3%87%C4%B1kmak%3A%20Kitap%20Tan%C4%B1t%C4%B1mlar%C4%B1" id="wpa2a_6"><img src="http://www.dragosfer.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_171_16.png" width="171" height="16" alt="Share"/></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dragosfer.com/genel/simultaneden-sag-cikmak-kitap-tanitimlari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir Doktorun Gözünden Konferans Tercümanları</title>
		<link>http://www.dragosfer.com/genel/bir-doktorun-gozunden-konferans-tercumanlari/</link>
		<comments>http://www.dragosfer.com/genel/bir-doktorun-gozunden-konferans-tercumanlari/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 01 Oct 2011 20:20:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gökçen Ezber</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[konferans çevirmeni]]></category>
		<category><![CDATA[simültane çeviri]]></category>
		<category><![CDATA[simultane çevirmen]]></category>
		<category><![CDATA[simultane tercüman]]></category>
		<category><![CDATA[simultane tercüme]]></category>
		<category><![CDATA[sözlü çeviri]]></category>
		<category><![CDATA[tıp çevirisi]]></category>
		<category><![CDATA[tıp kongresi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dragosfer.com/?p=1212</guid>
		<description><![CDATA[Dr. Hüseyin Beköz İstanbul Memorial Şişli Hastanesi İç Hastalıkları ve Hematoloji Uzmanı Tıp kongrelerinde simultane çeviri denildiği zaman aklıma ilk olarak çevirmenlerin oturduğu kutu şeklinde kabinler geliyor. Kocaman kongre salonu içerisinde arka köşeye konuşlandırılmış bu küçücük kutuların, bir meslek icrasının çalışma ofisleri olduğunu düşünmek çok ilginç. Yeterli havalandırma oluyor mu, terlemeden içeride oturabiliyorlar mı, diye [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Dr. Hüseyin Beköz</strong></p>
<p>İstanbul Memorial Şişli Hastanesi</p>
<p>İç Hastalıkları ve Hematoloji Uzmanı</p>
<p>Tıp kongrelerinde simultane çeviri denildiği zaman aklıma ilk olarak çevirmenlerin oturduğu kutu şeklinde kabinler geliyor. Kocaman kongre salonu içerisinde arka köşeye konuşlandırılmış bu küçücük kutuların, bir meslek icrasının çalışma ofisleri olduğunu düşünmek çok ilginç. Yeterli havalandırma oluyor mu, terlemeden içeride oturabiliyorlar mı, diye hep düşünmüşümdür. Kapalı alan fobisi olan ya da benim gibi çok terleyen bir bünyesi olan bir kongre çevirmeni düşünemiyorum. Öyle olsa, sanırım ilk günden istifalarını verirlerdi.</p>
<p>İlk zamanlarda, bu kabinlerin içindeki kişiler kimlerdir diye merak etmişimdir. İnsan çeviriyi dinlerken, sesin kime ait olduğunu merak ediyor doğrusu. Meslek hayatıma ilk başladığım zamanlardaki ilk kongrelerimde genellikle çevirmenler orta yaşın üzerinde, renksiz kıyafetli, makyajsız, nötr kadınlardan oluşmaktaydı. Kulağa gelen çeviride ağırdan ve bazen heceli, biraz da sigaradan kalınlaşmış sesleri hatırlıyorum. Her zaman, acaba doğru çeviriyorlar mıdır, diye hep tedirgin olarak dinlemişimdir.</p>
<p><span id="more-1212"></span>Tıbbi kelimelerin telaffuzunda yaşanan hatalar, kurulan devrik cümleler, çeviremediği yerlerin atlandığını hissetmek, çevirinin kalitesini düşürdüğü gibi, çevirmenin çevirdiklerine olan güvenin yitirilmesine, hatta anlatılan konuya odaklanamama problemlerinin yaşanmasına sebep olduğunu fark ettim. Buradan şu sonucu çıkarıyorum: çevirmenin performansında, çevirmenin Türkçeyi düzgün kullanması, çevirdiği konuya hakimiyeti, vurguları, ses tonu, konunun anlaşılmasında çok önemli parametrelerdir.</p>
<p>Bir önemli konu da, çeviri için kimliğiniz karşılığında aldığınız kulaklıkların geri iade edilmesi sırasında yaşanan arbededir. Kulaklığı alırken sorun yoktur, ama gel gelelim kulaklığı iade etme faslı geldiğinde, iade masasının önünde kitleler halinde kuyruklar oluşur ve insanlar birbirinin omzunun üzerinden kulaklık uzatarak kimliğini alma telaşı içerisine girer. Kısa süreli kongre, oturum arasını değerlendirebilmek için verilen eziyetli bir yarışma haline döner.</p>
<p>Bu böyle olmayacak dediğim andan itibaren, İngilizce seviyemi yükseltmek için gayretle çalışmaya başladım. Şu an bir uluslararası kongreyi kulaklık ve çevirmen olmadan rahatlıkla takip edebiliyorum. Kulaklıkla iletişimimiz devam etmese de, salonun içindeki o çeviri kutusunu her gördüğümde içeride kimin çeviri yaptığını, çevirmen profilinin değişip değişmediğini kontrol etmek gelir içimden.</p>
<p><a class="a2a_dd a2a_target addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save#url=http%3A%2F%2Fwww.dragosfer.com%2Fgenel%2Fbir-doktorun-gozunden-konferans-tercumanlari%2F&amp;title=Bir%20Doktorun%20G%C3%B6z%C3%BCnden%20Konferans%20Terc%C3%BCmanlar%C4%B1" id="wpa2a_8"><img src="http://www.dragosfer.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_171_16.png" width="171" height="16" alt="Share"/></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dragosfer.com/genel/bir-doktorun-gozunden-konferans-tercumanlari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çevirmen Nasıl Yetişir?</title>
		<link>http://www.dragosfer.com/genel/cevirmen-nasil-yetisir/</link>
		<comments>http://www.dragosfer.com/genel/cevirmen-nasil-yetisir/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 21 Sep 2011 22:18:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gökçen Ezber</dc:creator>
				<category><![CDATA[Diğer]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[çevirmen eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[Editörlük]]></category>
		<category><![CDATA[konferans çevirmeni]]></category>
		<category><![CDATA[simültane çeviri]]></category>
		<category><![CDATA[simultane çeviri becerileri]]></category>
		<category><![CDATA[simultane tercüman]]></category>
		<category><![CDATA[simultane tercüme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dragosfer.com/?p=1207</guid>
		<description><![CDATA[Şebnem Sunar, İstanbul Üniversitesi Alman Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı’nda çalışan bir akademisyen. Akademi’nin içinde öğrencilerle birlikte çalışmanın ötesinde, aynı zamanda Can Yayınları’nda Almanca editörlük yapan Şebnem Sunar ile, edebiyat, edebiyat çevirisi ve yayın sektörü hakkında sizin için bir söyleşi yaptık. GE       Edebiyata olan ilginizden bahseder misiniz? Edebiyat üzerine kurulu bir kariyer yapmaya ne zaman [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Şebnem Sunar, İstanbul Üniversitesi Alman Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı’nda çalışan bir akademisyen. Akademi’nin içinde öğrencilerle birlikte çalışmanın ötesinde, aynı zamanda Can Yayınları’nda Almanca editörlük yapan Şebnem Sunar ile, edebiyat, edebiyat çevirisi ve yayın sektörü hakkında sizin için bir söyleşi yaptık.</p>
<p><a href="http://www.dragosfer.com/wp-content/uploads/2011/09/sebnem.sunar_.gorsel.bir_1.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-1208" title="sebnem.sunar.gorsel.bir" src="http://www.dragosfer.com/wp-content/uploads/2011/09/sebnem.sunar_.gorsel.bir_1-226x300.jpg" alt="" width="226" height="300" /></a></p>
<p>GE       Edebiyata olan ilginizden bahseder misiniz? Edebiyat üzerine kurulu bir kariyer yapmaya ne zaman ve nasıl karar verdiniz?</p>
<p>ŞS        Edebiyat üzerine kurulu bir kariyer yapmaya, kitap okumaktan başka bir şey yapmak istemediğimi anladığımda karar verdim.</p>
<p>GE       Akademinin içinden baktığınızda, gençlerin edebiyatla olan ilişkisini nasıl değerlendiriyorsunuz?</p>
<p>ŞS        Ben sadece kendi çalıştığım öğrenciler için konuşabilirim ve ne yazık ki pek çoğunun ilişkisi, derslerde müfredat dahilinde okudukları (ya da belki de okumadıkları) eserlerle sınırlı. Bu ülkede, öğrenim görmek için edebiyat bölümünü seçen, edebiyat bölümlerinde kitap okunduğunu gördüklerindeyse çok şaşıran genç insanlar yaşıyor. Akademik kurumlar edebiyat çevirmeni yetiştirmiyorlar. Yetiştirmeleri de mümkün değil. Edebiyata ve yakın disiplinlere ilgi uyandırabilir, felsefe ve kültür kuramları gibi alanlarda duyarlılık kazandırabilirsiniz, ancak çevirmen yetiştiremezsiniz; çünkü çevirmen kendi kendini yetiştirir.</p>
<p>GE       Aynı zamanda Can Yayınları’nda Almanca editör olarak çalışıyorsunuz. Edebiyat çevirisi alanında da çok deneyiminiz var. Şu anda yayın dünyamızda edebiyat çevirisini nasıl konumlandırıyorsunuz? Bunu yayıncı ve çevirmen ilişkileri perspektifinden değerlendirebilirsiniz.</p>
<p>ŞS        Edebiyat çevirisi, kuşkusuz, piyasası olan bir sektör. Ancak daha yapılacak çok şey var ve ne yazık ki bunlar tek başına yayıncılık sektörünün altından kalkabileceği şeyler değil. Çünkü işin büyük kısmı, hep söylendiği için artık klişeleşen, dolayısıyla da gerçeklik payını yitiren eğitim ve ekonomiyle ilgili. Üniversiteye edebiyat eğitimi almaya gelen biri, öğreniminin büyük bölümünün edebiyat metinleri aracılığıyla dünyayı yorumlamaktan geçtiğini, bunun da ancak kitap okunarak yapıldığını gördüğünde şaşırabiliyorsa ve bu şaşkınlığı yaşayanlar artık azınlığı değil de çoğunluğu oluşturuyorsa, bu ülkenin eğitim sisteminde sizin boyunuzu aşan bir problem var demektir ve bunun üzerinde ciddiyetle düşünülmesi gerekir. Bunun üzerinde duruyorum; çünkü bu doğrudan doğruya okuyan nüfusun oranını belirleyen bir olguya işaret ediyor. Bu ülkede bir kitabı 2000 adet basarken düşünüyorsanız, bastığınız kitabın 2000 okur bulacağından kuşkulusunuz demektir. Nüfusunun 70 milyonu aşmasıyla övünen bir ülke için hayli acıklı bir durum. Bu durumun çevirmene yansıması ise işin ekonomik yönünü belirliyor. Arz edilen şeyin talibi az olunca, kitap pahalı, dolayısıyla kolay vazgeçilebilir bir “nesne“ye dönüşüyor. Bu durumda çevirmen de, yaptığı o çok zahmetli ve yorucu bir iş karşılığında yeterince para kazanamıyor.</p>
<p><span id="more-1207"></span>GE       Aslında ilginç bir noktada duruyorsunuz. Bir yandan yayın sektörünün edebiyat çevirisi ve çevirmeni alanındaki sıkıntılarını birebire gözlemliyor ve yaşıyor; bir yandan da sektöre ‘edebiyat insanı’, çevirmen yetiştiren bir akademik kurumda eğitmenlik yapıyorsunuz. Bu ikili perspektif, akademide yaptıklarınızı biçimlendirdi mi? Yani üniversitede öğrencilerle ders yaparken, yayıncılık dünyasında deneyimlediklerinizi tamamen bir tarafa mı bırakıyorsunuz, yoksa bu deneyimler derslerinizde bir araya geliyor mu?</p>
<p>ŞS        Aslında düşündüğünüzün tam tersine, akademik kurumlar edebiyat çevirmeni yetiştirmiyorlar. Yetiştirmeleri de mümkün değil. Edebiyata ve yakın disiplinlere ilgi uyandırabilir, felsefe ve kültür kuramları gibi alanlarda duyarlılık kazandırabilirsiniz, ancak çevirmen yetiştiremezsiniz; çünkü çevirmen kendi kendini yetiştirir. Siz ancak metinlerin, dolayısıyla da dünyanın nasıl okunabileceğini, hayır nasıl okunacağını değil, nasıl okunabileceğini işaret eder, olsa olsa yorum olanaklarını gösterebilirsiniz öğrenciye. Bundan sonrası çevirmen olmaya niyetlenen kişinin kendi işidir; çevireceği metnin dünyasını nasıl yorumlayacağı ve bu yorumu kendi diline nasıl aktaracağı, çeviri yapan kişinin kitapla baş başa kaldığında yanıtlaması gereken zor bir sorudur.</p>
<p>GE       Peki sizce iyi bir edebiyat çevirmeni olmak için, genç arkadaşlarımızın ne yapmaları gerekiyor? Onlara ne önerirsiniz? İster çeviri bölümlerinde, ister filoloji bölümlerinde olsunlar, lisans eğitimleri boyunca kendilerini bu konuda nasıl zenginleştirebilirler?</p>
<p>ŞS        Aslında yanıt çok basit: okuyarak ve okuduğu şey üzerine düşünerek, ben bundan ne anladım, niye böyle anladım, başka türlü anlayabilir miydim, peki neden başka türlü anlamadım, diye sorarak. Evet, yanıt belki basit ama uygulaması o kadar basit olmayabilir. Çünkü bu dil ve anlam ilişkisi ile, dolayısıyla da anlama olgusu ile ilgili olduğu kadar kişinin kendi kendisine ve dünyaya bakışı ile de ilgili bir süreç.</p>
<p>GE       Çevirmenlerinizle nasıl bir ilişki kuruyorsunuz? Editör ve çevirmen olarak birlikte çalışma sürecinizi özetle anlatabilir misiniz?</p>
<p>ŞS        Editörlük sadece şimdi hangi kitabın yayımlanacağını belirleme işi değil. Editörlük, çeviri edebiyat söz konusu olduğunda, biraz da hangi metni hangi çevirmenin çevirebileceğini kestirme işi. Doğru kitaba doğru çevirmeni bulma işi başka bir deyişle. Bir tür çöpçatanlık. Gerisi zaten kendiliğinden geliyor.</p>
<p>GE       Şu anda çalıştığınız yayın projeleri nelerdir? Bize birkaç örnek verebilir misiniz?</p>
<p>ŞS        Projeler birkaç koldan birden ilerliyor: Çağdaş dünya edebiyatı, klasikler, 2011’den itibaren bir dizi altında yayımlamaya başladığımız Gotik Romantik edebiyat ve yine edebiyat okuruna seslenen ve yaşamın değişik alan ve perspektiflerine dair keyifli okumalar sunan Kırkmerak dizisi.</p>
<p>GE       Son olarak, genç çevirmen adaylarına, bu konuda kendini daha da zenginleştirmek isteyen çevirmenlere söylemek istediğiniz bir şey, bir öneri var mı?</p>
<p>ŞS        Dil üzerine düşünmeyi öneririm. Çeviri söz konusu olduğunda, tek başına önemli olan yabancı dilinizin mükemmelliği değildir. Çeviri yapacağınız, dolayısıyla da o dili aktaracağınız Türkçenizin de mükemmel olması gerekir. Dil üzerine düşünmeden, anlam ve aktarım olanaklarını tartmadan çeviri yapmak mümkün değil.</p>
<p>GE       Zaman ayırdığınız için teşekkürler.</p>
<p>ŞS        Asıl ben teşekkür ederim.</p>
<p><a class="a2a_dd a2a_target addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save#url=http%3A%2F%2Fwww.dragosfer.com%2Fgenel%2Fcevirmen-nasil-yetisir%2F&amp;title=%C3%87evirmen%20Nas%C4%B1l%20Yeti%C5%9Fir%3F" id="wpa2a_10"><img src="http://www.dragosfer.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_171_16.png" width="171" height="16" alt="Share"/></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dragosfer.com/genel/cevirmen-nasil-yetisir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çevirmenlere Tablet Uygulamalar</title>
		<link>http://www.dragosfer.com/genel/cevirmenlere-tablet-uygulamalar/</link>
		<comments>http://www.dragosfer.com/genel/cevirmenlere-tablet-uygulamalar/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 20 Sep 2011 20:55:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gökçen Ezber</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Kaynaklar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dragosfer.com/?p=1203</guid>
		<description><![CDATA[Tablet bilgisayarlar artık birçok kişinin tercihi olmuş durumda. İşi gereği mobil olan, sık seyahat eden, yerleşik bir ofise bağlı olmadan çalışanlar, tablet bilgisayarları özellikle tercih ediyor. Farklı üreticiler arasında tablet bilgisayar savaşları sürerken, bir yandan da yeni bir pazar oluştu: İster Mac tabanlı olsun ister Android, birçok mobil işletim sisteminde çalışan uygulamalar üretiliyor. Bu yazımızda, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://www.dragosfer.com/wp-content/uploads/2011/09/dropbox1.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-1204" title="dropbox" src="http://www.dragosfer.com/wp-content/uploads/2011/09/dropbox1.jpg" alt="" width="200" height="186" /></a><br />
</strong></p>
<p>Tablet bilgisayarlar artık birçok kişinin tercihi olmuş durumda. İşi gereği mobil olan, sık seyahat eden, yerleşik bir ofise bağlı olmadan çalışanlar, tablet bilgisayarları özellikle tercih ediyor. Farklı üreticiler arasında tablet bilgisayar savaşları sürerken, bir yandan da yeni bir pazar oluştu: İster Mac tabanlı olsun ister Android, birçok mobil işletim sisteminde çalışan uygulamalar üretiliyor. Bu yazımızda, özellikle çevirmenlerin ve konferans tercümanlarının kullanabileceği bazı uygulamaları tanıtmayı hedefledik.</p>
<p><strong>Dropbox</strong></p>
<p>Dropbox aslında web-tunable bir bulut bilişim hizmeti. Dropbox, kullanıcılarına dosyalarını ve klasörlerini depolayıp paylaşabilme olanağı sunuyor. 2GB’a kadar bu hizmeti ücretsiz sunan Dropbox, dileyen kullanıcılarına belli bir ücret karşılığı depolama sınırını 8GB’a kadar çıkarabiliyor. Web-tabanlı bu hizmetin, Ipad gibi tabletler için hazırlanmış uygulaması da mevcut. Çevirmenlerin gerek meslektaşları, gerek müşterileri ile belge paylaşımı konusunda oldukça işlerine yarayabilecek bir hizmet ve uygulama.</p>
<p><strong>OfficeHD</strong></p>
<p>Tabletlerde Microsoft Office belgelerinize erişebileceğiniz, yeni Microsoft Office belgeleri hazırlayabileceğiniz yararlı bir uygulama. Word, Excel ve Powerpoint belgelerinizi açabileceğiniz, yeni belgeler oluşturabileceğiniz bu uygulama, aslında Ipad tablet için hazırlanmış bir kelime işlemci. Belki dipnotlu ve çok uzun ayrıntılı belgeler için olmasa da, temel düzeyde birçok belgeyi hazırlayabileceğiniz, yazılı çeviri dahi yapabileceğiniz bir uygulama. Uygulamaya FTP yoluyla belgelerinizi yükleyebilir, ya da E-mail ile gelen belgeleri bu uygulamada açarak, tabletinizin belleğine kalıcı olarak alıp, istediğiniz zman erişebilirsiniz.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Notepad Pro</strong></p>
<p>Çevirmenlerin ve konferans tercümanlarının, gerçekleştirecekleri çeviri projesi ile ilgili, çeviri öncesinde ve sonrasında not alabilecekleri, bu notları düzenli bir şekilde saklayabilecekleri bir not alma uygulaması. İster çevirinizle ilgili işvereninizden aldığınız yönergeleri not etmek, ister yaptığınız çeviri sırasında öğrendiğiniz yeni terimleri daha sonar hatırlayıp kendi sözlüğünüze dahil etmek için olsun, birçok amaçla kullanılabilecek bir uygulama olan Notepad Pro, aynı zamanda toplantı sırasında ses kaydı almanızı da sağlıyor.</p>
<p><strong>iAnnotate PDF</strong></p>
<p>Çevirmenler, çeviri projeleri ile ilgili dosyalarını ve toplantı sunumlarını genellikle PDF formatında alırlar. Bu nedenle, her tablette bulunması gereken uygulamalardan biri de bir PDF okuyucusu olmalıdır. iAnnotate PDF, diğer PDF okuyucu uygulamalardan farklı olarak, PDF dosyalarınızın üzerinde okurkan not almanıza, metnin dilediğiniz bölümlerin altını çizmenize ve renklendirmenize de olanak veriyor.</p>
<p><a class="a2a_dd a2a_target addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save#url=http%3A%2F%2Fwww.dragosfer.com%2Fgenel%2Fcevirmenlere-tablet-uygulamalar%2F&amp;title=%C3%87evirmenlere%20Tablet%20Uygulamalar" id="wpa2a_12"><img src="http://www.dragosfer.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_171_16.png" width="171" height="16" alt="Share"/></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dragosfer.com/genel/cevirmenlere-tablet-uygulamalar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Televizyon Kanalında Sözlü Çeviri</title>
		<link>http://www.dragosfer.com/genel/televizyon-kanalinda-sozlu-ceviri/</link>
		<comments>http://www.dragosfer.com/genel/televizyon-kanalinda-sozlu-ceviri/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 16 Jun 2011 06:30:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gökçen Ezber</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[canlı yayın simultane]]></category>
		<category><![CDATA[kanalda çeviri]]></category>
		<category><![CDATA[kanalda simultane]]></category>
		<category><![CDATA[simültane çeviri]]></category>
		<category><![CDATA[simultane çevirmen]]></category>
		<category><![CDATA[simultane tercüman]]></category>
		<category><![CDATA[simultane tercüme]]></category>
		<category><![CDATA[televizyonda çeviri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dragosfer.com/?p=1186</guid>
		<description><![CDATA[ÖZÜM ARZIK Yüzlerce kişi sizi dinler, hatta binlerce, milyonlarca. “X kanalın çevirmeni Kaddafi’den hızlı konuşuyordu”, “Vay be, ben Türkçe’sini anlamıyorum, o, NASA deneyini çeviriyor,” gibi tweet’ler yazılır hakkınızda. Sesinizi milyonlar duysa da, ağzınızdan çıkan kelimeler anında son dakika olarak ekranda yer alsa da, siz yine mikrofonun arkasındaki, işini en iyi şekilde icra etmeye çalışan o [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>ÖZÜM ARZIK</p>
<p>Yüzlerce kişi sizi dinler, hatta binlerce, milyonlarca. “X kanalın çevirmeni Kaddafi’den hızlı konuşuyordu”, “Vay be, ben Türkçe’sini anlamıyorum, o, NASA deneyini çeviriyor,” gibi tweet’ler yazılır hakkınızda. Sesinizi milyonlar duysa da, ağzınızdan çıkan kelimeler anında son dakika olarak ekranda yer alsa da, siz yine mikrofonun arkasındaki, işini en iyi şekilde icra etmeye çalışan o sessinizdir, simultane tercümansınızdır.</p>
<p><a href="http://www.dragosfer.com/wp-content/uploads/2011/06/medya.ceviri3.png"><img class="alignleft size-medium wp-image-1191" title="medya.ceviri" src="http://www.dragosfer.com/wp-content/uploads/2011/06/medya.ceviri3-231x300.png" alt="" width="231" height="300" /></a>Çok havalı, çok dinamik, çok keyifli olabilir medyada tercüme, bir o kadar da zorluğu vardır. Öncelikle gündemi gerçekten iyi takip etmek gerekir. Mümkünse o gün işe gitmeden, daha yolda radyolardan haberleri dinlemek, önde gelen haber sitelerinden takibinizi yapmak gerekir. Zira, kanalın kapısından girdiğiniz andan itibaren aslında iş başlamıştır. O sabah Hindistan’da otellere saldırı olmuşsa, Japonya’da bir deprem olmuşsa, bir anda en gerekli kişi haline geliverip, kanala girer girmez rejiye koşup kulaklığı takıp çevirmeye başlayabilirsiniz. Şanslıysanız, tercüme sorulara önceden bakabileceğiniz bir stüdyo ya da telefon bağlantısı olabilir,  şanssızsanız bir anda İngilizce yayın yapan bir başka kanala bağlanıp çeviri yapmak zorunda kalabilirsiniz. İşte bu noktada ciddi biçimde afallamamak veya çuvallamamak için olayı en azından genel detaylarıyla (Habercilikteki 5 ne 1 k kuralları çerçevesinde) biliyor olmanız hayati önemdedir. Zira televizyonda ağzınızdan çıkacak tek bir kelime büyük önem teşkil eder. Hatta mümkünse yayına önünüzde notlarınızla girmeniz işinizi çok kolaylaştırabilir.</p>
<p>Diyelim siz hazırlık aşamasını iyi yaptınız, ki hazırlık hakikaten önemli, zira televizyon için yapılan tercümeler genellikle tek tercümanlı işlerdir, ve sizin yayın esnasında internet üzerindeki sözlüklerden bir kelimenin anlamına bakacak vaktiniz bile olmayacaktır ya da size destek verecek bir kabin arkadaşınız yoktur, peki sizi bekleyen başka sürprizler olamaz mı? Yazık ki olur. Hem de ciddi teknik sorunlar olur. Reji , stüdyoda konuşmasını tercüme etmeniz gereken kişinin sesine ek olarak Türkçe konuşan bir spiker sesi verebilir kulağınıza, o spikerin sesi yayında değildir, mesela bir konuda rejiyle sohbet ediyordur, ancak siz bu sesi duyarsınız. Pek çok kanalda, simultane ekipmanında reji ile iletişim kuracağınız bir buton dahi bulunmadığı için, rejiyle iletişime geçip  “Kulağımda spikerin sesi var, o sesi alın!” demek size düşer. İşte bu noktada yine şanslı olmanız gerekir.  Elbette kanallarda genellikle yalnızca İngilizce’den Türkçe’ye çalışan bir tercüman istihdam edildiği için, başka dillerden olan çevirilerin de İngilizce kanallardan röleli tercümelerini alıp çevirmek size düşer. Sarkozy, Fransızca konuşur, ama siz onu İngilizce’den Türkçe’ye çevirirsiniz. Tercümenin “suyunun suyu”na dönüşmesi bir yana, kimi zaman çeviriyi yaptığınız İngilizce kanal yayından çıkar, artık o kanalda Sarkozy konuşmuyor, spiker  Sarkozy’nin konuşması üzerine yorum yapıyordur. Ancak rejide İngilizce bilen biri olmadığı için veya dış haber biriminde tercümenin yapıldığı kanalın yayından çıktığı konusunda rejiyi uyaran biri olmadığı için hala yayındasınızdır, hala sizin çevirmeniz bekleniyordur. Bu durumda aslında doğrusu çeviriyi bırakıp rejiye “Bakın artık Sarkozy konuşmuyor” mesajı vermektir, ancak bunu yapamayabilirsiniz de. “Yok canım konuşuyor baksana, çevir sen,” diyen bir yönetmene karşı ne yapmak gerekir? “Evet şimdi Sarkozy şunu dedi, ” diyerek çevirmek mi gerekir, yoksa durmak mı gerekir, artık o sizin vereceğiniz bir karar olur. Yine röleden yapılan tercümelerde, İngilizce yayın yapan bir kanal konuşmadan çıktığında bir başka kanaldan çeviri yapmak durumunda kalabilirsiniz. Bu noktada rejiyi uyarmak “Lütfen benim sesimi dinleyin, eğer uzun süre sessiz kalıyorsam, ilgili kanal yayından çıktı demektir, başka kanala geçin,” demek önem taşır. Yani aslında işinizle, bu işin nasıl icra edildiğiyle ilgili olarak kurum çalışanlarını, özellikle birlikte çalıştığınız teknik ekibi eğitecek olan sizlersiniz. Elbette üst kademeyi de. Zira gecenin bir yarısı sizi uyandırıp “Mavi Marmara’ya saldırı oldu, haydi işe” deyip, sizi sabah 6’dan gece 12’ye kadar işte tutmak bir yana, sizden evden telefonla tercüme yapmanızı bile isteyeceklerdir. “Kanala seni getirtecek kadar vaktimiz yok, 5 dakika sonra Bush konuşuyor, evden yapar mısın?” talepleri bitmek bilmeyecektir. Bu noktada meslek prensipleri doğrultusunda karar vermek gerekir. Telefonla evden tercüme sağlıklı mıdır? Sese sağlıklı erişebilir miyim? Peki birlikte çalıştığım kuruma nasıl destek verebilirim?’ gibi soruları sorarak alınan karar doğrultusunda kanala yanıt vermek size düşer. Ben mümkün olduğunca zaman varsa kanala gitmeyi, görece olarak daha sağlıklı koşullarda tercüme yapmayı tercih ettim. Gerçekten de, vakit azsa sesi evde televizyona bağlayacağım bir kulaklıkla İngilizce bir kanaldan alıp, telefonun kulaklığına vermek akıllıca bir çözüm olacaktır. Kurumu ve o anı kurtarmak adına sesi telefondan alıp telefondan vermeye çalışmak sağlıklı bir yöntem değildir; amacımız anı kurtarmak değil, tercüme yapmaktır.</p>
<p><a class="a2a_dd a2a_target addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save#url=http%3A%2F%2Fwww.dragosfer.com%2Fgenel%2Ftelevizyon-kanalinda-sozlu-ceviri%2F&amp;title=Televizyon%20Kanal%C4%B1nda%20S%C3%B6zl%C3%BC%20%C3%87eviri" id="wpa2a_14"><img src="http://www.dragosfer.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_171_16.png" width="171" height="16" alt="Share"/></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dragosfer.com/genel/televizyon-kanalinda-sozlu-ceviri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çevirmenlerin Azizi: Jerome</title>
		<link>http://www.dragosfer.com/genel/cevirmenlerin-azizi-jerome/</link>
		<comments>http://www.dragosfer.com/genel/cevirmenlerin-azizi-jerome/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 12 Jun 2011 12:38:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gökçen Ezber</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dragosfer.com/?p=1181</guid>
		<description><![CDATA[Kısaca Jerome olarak bilinen Eusebius Hieronymus Sophronius, MS.340 ve 347 yılları arasında, günümüz İtalya-Hırvatistan sınırına yakın bir bölge olan Pannonia’da doğdu. Klasik bir eğitim alan Jerome, Roma’da Donatus tarafından eğitildi. On sekiz yaşında Roma’da Papa Liberius tarafından vaftiz edildi. O dönemde pagan şair ve yazarları çok iyi biliyor, fakat Hıristiyan edebiyatı ile ilgilenmiyordu. Jerome, Roma [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.dragosfer.com/wp-content/uploads/2011/06/st.jerome.gravur.gorsel.iki_.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-1182" title="st.jerome.gravur.gorsel.iki" src="http://www.dragosfer.com/wp-content/uploads/2011/06/st.jerome.gravur.gorsel.iki_-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a></p>
<p>Kısaca Jerome olarak bilinen Eusebius Hieronymus Sophronius, MS.340 ve 347 yılları arasında, günümüz İtalya-Hırvatistan sınırına yakın bir bölge olan Pannonia’da doğdu. Klasik bir eğitim alan Jerome, Roma’da Donatus tarafından eğitildi. On sekiz yaşında Roma’da Papa Liberius tarafından vaftiz edildi. O dönemde pagan şair ve yazarları çok iyi biliyor, fakat Hıristiyan edebiyatı ile ilgilenmiyordu.</p>
<p>Jerome, Roma İmparatorluğu sınırları içinde çok yoğun seyahat etti. Trier’de formal ilahiyat eğitimini almaya başladı. 370 yılında Aziz Valerian ile tanıştığı Aquileia’ya gitti. 373 yılında da Doğu’ya yolcuğuna başladı.</p>
<p>374 ve 379 yılları arasında, Jerome bugünkü Antakya’nın güneybatısında bir münzevi hayatı yaşadı. 379 yılında Antakya’da Aziz Paulinus tarafından kendisine papaz ünvanı verildi.  Jerome, 380 yılında Konstantinapolis’e giderek, Aziz Gregory Nazianzus ile birlikte İncil çalışmaları yaptı. 382 yılında Roma’ya döndü ve Papa Damasus’un sekreteri olarak çalışmaya başladı. Papa Damasus, Jerome’dan, İncil’in ve Mezmurlar’ın çevirilerini revize etmesini istedi. Papa Damasus 384 yılında öldüğünde, Roma toplumuna yönelik sert eleştirileri yüzünden Jerome Roma’yı terk etmek zorunda kaldı. Sırasıyla Antakya, İskenderiye ve Bethlehem’e gitti. Son olarak Bethlehem’de bir manastıra yerleşti. Burada Eski ve Yeni Ahit metinlerini Latince’ye çevirdi. Bu çeviri onbir yüzyıl sonra Trent Konsül’ü tarafından İncil’in resmi versiyonu olarak kabul edildi ve Vulgata İncil’i olarak anıldı.</p>
<p>410 yılında Roma barbarların saldırısına uğrayınca birçok kişi Kutsal Topraklar’a sığındı. Jerome, akın akın gelen bu mültecilerle ilgili olarak şunları söylemiştir: ‘Onlara yarım etmek için tüm çalışmalarımı bir kenara bıraktım. Şimdi, Kutsal Kitap’ın sözlerini eylemlere çevirmeliyiz, kutsal sözleri söylemek yerine, uygulamalıyız.’</p>
<p>Jerome, 30 Eylül 420 tarihinde Bethlehem’de uzun süren bir hastalık sonrasında hayatını kaybetti.</p>
<p>Jerome, 379 ve 381 yılları arasındaki ilk döneminde daha çok dini vaazlar çevirdi. Fakat bir çevirmen olarak adını İncil çevirileri ve revizyonları ile duyurdu. Eski Ahit metinlerinin çevirisi ile, İncil çevirmeni olarak adını tarihe yazdı. Jerome’un kendi çevirisine ilişkin alçakgönüllü tutumu, arkasından gelen çevirmenlere de bir önek oldu. Yaptığı çevirilere zaman zaman geri dönerek kendi hatalarını kabul ederek düzeltmiş, bunları gizlememiştir. Öte yandan, iyi bir çevirinin kaynak metnin güvenirliğine de bağlı olduğunu dile getirmiştir.</p>
<p><strong>Azizler de Hata Yapar!</strong></p>
<p>Çevirmenler ve konferans tercümanları her yıl 30 Eylül tarihini Dünya Çevirmenler Günü olarak kutluyor, çünkü bu tarih, kütüphanecilerin, kutsal kitap bilginlerinin ve elbette çevirmenlerin azizin yortusu.</p>
<p>Jerome, çeviri hataları konusunda şöyle diyor: ‘Elbette Tanrı’nın herhangi bir sözünün düzeltilmesi gerektiğini ya da tanrısal esinlenme olmadan kaleme alındığını düşünecek kadar aptal değilim, fakat Kutsal Kitap’ın farklı Latince versiyonlarındaki varyasyonlar, bunların hatalı olduğunu göstermektedir.’ Jerome bu yorumuyla, kendisinin de hata yapabileceğini dile getirmektedir. Jerome’un en önemli çeviri hatalarından birinin sonucu, Musa’nın başındaki boynuzlardır! Kutsal Kitap’ın orijinal İbranice metninde (Çıkış:34) Sina Dağı’ndan inerken Musa’nın başındaki ışık halelerinden söz edilir. Burada kullanılan İbranice sözcük aynı zamanda boynuz anlamına da gelmektedir ve Jerome işte bu ikinci anlamı kullanmıştır. Bu çeviri hatası günümüze kadar farklı biçimlerde karşımıza çıkmıştır. Örneğin Michalangelo 1515 yılında yaptığı Musa heykelinde Jerome’un çevirisine dayanarak Musa’yı boynuzlu betimlemiştir! Yaklaşık iki buçuk metrelik boynuzlu Musa heykeli Roma’da S. Pietro in Vincoli’de görülebilir.</p>
<p><a class="a2a_dd a2a_target addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save#url=http%3A%2F%2Fwww.dragosfer.com%2Fgenel%2Fcevirmenlerin-azizi-jerome%2F&amp;title=%C3%87evirmenlerin%20Azizi%3A%20Jerome" id="wpa2a_16"><img src="http://www.dragosfer.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_171_16.png" width="171" height="16" alt="Share"/></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dragosfer.com/genel/cevirmenlerin-azizi-jerome/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>BU DİLİ (!) BİLİYORSUNUZ&#8230;</title>
		<link>http://www.dragosfer.com/genel/bu-dili-biliyorsunuz/</link>
		<comments>http://www.dragosfer.com/genel/bu-dili-biliyorsunuz/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 08 May 2011 13:37:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gökhan Fırat</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[güzel konuşma becerisi]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe elden gidiyor]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe off]]></category>
		<category><![CDATA[yeni neslin Türkçesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dragosfer.com/?p=1137</guid>
		<description><![CDATA[Evet, birazdan bahsedeceğim dili eminim çoğunuz biliyorsunuzdur. Çünkü son dönemlerde iyiden iyiye hayatımızın bir parçası olmaya başladı. Girdiğiniz mekânlarda, oturduğunuz kafelerde, okul kantinlerinde, okul dersliklerinde, kısacası-özellikle-gençliğin olduğu yerlerde bu dilin fazlasıyla konuşulduğunu ve artık insanların bunu normal karşıladıklarını ve hatta gitgide dilimizin bir parçası olduğunu görürsünüz. Hele hele İstanbul&#8217;un Taksim, Nişantaşı, Akmerkez gibi gözde gençlik [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Evet, birazdan bahsedeceğim dili  eminim çoğunuz biliyorsunuzdur. Çünkü son dönemlerde iyiden iyiye  hayatımızın bir parçası olmaya başladı. Girdiğiniz mekânlarda,  oturduğunuz kafelerde, okul kantinlerinde, okul dersliklerinde,  kısacası-özellikle-gençliğin olduğu yerlerde bu dilin fazlasıyla  konuşulduğunu ve artık insanların bunu normal karşıladıklarını ve hatta  gitgide dilimizin bir parçası olduğunu görürsünüz. Hele hele İstanbul&#8217;un  Taksim, Nişantaşı, Akmerkez gibi gözde gençlik mekânlarında bu dilin  nasıl günden güne update(!) edildiğini kulaklarınızla şahit  olabilirsiniz. Bir dilin değişimi gelişimi gözle görülür bir şey mi?  Değil tabii ki, ancak biz böyle bir ayrıcalığa sahip olan bir nesiliz ne  yazık ki&#8230;</p>
<p>“Türkçemiz yozlaşıyor” gibi bir tartışmanın içine  girecek değilim, burada dikkat çekmeye çalıştığım da Türkçe&#8217;nin yozlaşması değildir, oluşan bir &#8220;jargon&#8221;  üzerinden gelişen bir &#8220;tip&#8221;e dikkat çekmeye çalıştım. Ancak şöyle bir konuşmada geçen ifadeler de sizlere bir  yerden tanıdık gelecektir herhalde&#8230;</p>
<p>-Merba,nasssin Cixcan?</p>
<p>-Ban iyyiam, san nassin Tikili?</p>
<p>-Ban de ama çik kıfayı çektım dün&#8230; Sora nerdeyim oldum.</p>
<p><span id="more-1137"></span></p>
<p>- Bellia <img src='http://www.dragosfer.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>-Viraenç gözüküyoum di mia <img src='http://www.dragosfer.com/wp-includes/images/smilies/icon_sad.gif' alt=':(' class='wp-smiley' /> </p>
<p>-Ighhh vet, yivrençsiaaan.Narde koptun ayyle he?</p>
<p>-Çocuklarla partiledik yaa&#8230;</p>
<p>-İnanmiyoroaam.Boyfrandın da yanındamıdıaa?</p>
<p>-ayhh onun arka karportaya 35 nomra akabımın izisini çoktan yapıştıdırdım <img src='http://www.dragosfer.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>-Hayvanssiiaaan, nöçünkine?</p>
<p>-Çılgın  attırdı bana. Geçanlarda aklimdasyn yaptım ona.(Çağrı atmak) Cavap  varmadııı. Bay geldi hatta kus geldi&#8230;Pozitif elektrik alamadım ondan  yane,taam mı? İntiharlardayım&#8230; Neysem ban koursa(derse) gidiyom.</p>
<p>-Hadi papaaay&#8230;</p>
<p>“Türkçeye  Çevirisi” deyip de altına Türkçesini yazmak gibi bir düşüncem vardı,  ancak yukarıda ne yazdığını az çok anladığınızı düşünüyorum&#8230; Şayet  anlamlandıramadıysanız, yazıyı bir kez daha yüksek sesle okumanızı  öneririm&#8230;</p>
<p>Gelişen, değişen, küreselleşen bir dünyada</p>
<p>Not:  Anlayamayanlar varsa,  &#8221;Türkçe&#8221; çevirisini isteyebilirler.</p>
<p><a class="a2a_dd a2a_target addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save#url=http%3A%2F%2Fwww.dragosfer.com%2Fgenel%2Fbu-dili-biliyorsunuz%2F&amp;title=BU%20D%C4%B0L%C4%B0%20%28%21%29%20B%C4%B0L%C4%B0YORSUNUZ%26%238230%3B" id="wpa2a_18"><img src="http://www.dragosfer.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_171_16.png" width="171" height="16" alt="Share"/></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dragosfer.com/genel/bu-dili-biliyorsunuz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Daha güzel simültane çeviri için toplantı formatına hakimiyet</title>
		<link>http://www.dragosfer.com/kaynaklar/daha-guzel-simultane-ceviri-icin-toplanti-formatina-hakimiyet/</link>
		<comments>http://www.dragosfer.com/kaynaklar/daha-guzel-simultane-ceviri-icin-toplanti-formatina-hakimiyet/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 29 Apr 2011 08:14:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ümit Özaydın</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kaynaklar]]></category>
		<category><![CDATA[çeviri hataları]]></category>
		<category><![CDATA[çevirmen]]></category>
		<category><![CDATA[Dragoman Kaynakları]]></category>
		<category><![CDATA[güzel çeviri]]></category>
		<category><![CDATA[interpreting]]></category>
		<category><![CDATA[konferans çevirmenliği]]></category>
		<category><![CDATA[simültane çeviri]]></category>
		<category><![CDATA[toplantı formatı]]></category>
		<category><![CDATA[tuhaf beklentiler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dragosfer.com/?p=1171</guid>
		<description><![CDATA[﻿Genel kurul, yönetim kurulu, basın toplantısı, finansal rapor, motivasyon, şirket içi eğitim, genel katılımlı eğitim, tanınmış konuşmacılar, ilaç, fokus grup, kongre, çok dilli konferans, ikili görüşme, siyasi önderin konuşması, soru-cevap, panel, röportaj, saha incelemesi, cihaz / ürün tanıtımı, lansman, kriz yönetimi, afet, STK, mahkeme, hastane, ihtilafların giderilmesi, eşlik, fısıltı, yemekli toplantı gibi çok farklı toplantı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>﻿Genel kurul, yönetim kurulu, basın toplantısı, finansal rapor, motivasyon, şirket içi eğitim, genel katılımlı eğitim, tanınmış konuşmacılar, ilaç, fokus grup, kongre, çok dilli konferans, ikili görüşme, siyasi önderin konuşması, soru-cevap, panel, röportaj, saha incelemesi, cihaz / ürün tanıtımı, lansman, kriz yönetimi, afet, STK, mahkeme, hastane, ihtilafların giderilmesi, eşlik, fısıltı, yemekli toplantı gibi çok farklı toplantı formatlarında sözlü çeviri yapmanız talep edilmektedir. Mesleğiniz konferans çevirmenliği, sanatınız da ardıl fısıltı ve simultane çeviri. Ancak saydığımız toplantılarda hakkıyla çeviri yapmak için sadece bu üç ana araca / sanata hakim olmak yetmiyor.</p>
<p><span id="more-1171"></span>Toplantı formatını bilmek, bir takım kalıplara, deyişlere, açılış ve kapanış türlerine hakim olmayı gerektiriyor. Bu hakimiyeti de toplantı türüne özel tekniklerle, yöntemlerle güçlendirmek gerekiyor. Aksi takdirde, finansal sunumda rakamların buharlaşıp uçması veya birbirine girmesi karşısında konuşmacı hızlı bahanesi, genel kurulda gündem maddeleri, önergeler veya kapanış deklerasyonu okunurken cümleler uzun ve detayları yakalamak imkansız gerekçesi, hukuk kurultayında çok ağdalı dil kullanılıyor iddiası, basın toplantısında o kadar çok isim ve figür saydı ki yetişemedim özrü, motivasyon toplantısında adam abuk espriler patlatıp duruyordu nasıl çevireceğiz ki ezberini okumak zorunda kalırsınız. Çevirmenlik becerilerinizi sorun çıkabilecek yerleri önceden kestirerek ve bunlara göre hazırlanarak tamamlamanız gerekiyor.</p>
<div id="_mcePaste">Boş zamanlarda olası senaryoları düşünün, kendinizi hazırlayın, şu durumda ben olsam nasıl çeviririm diyerek performansınızı test edin. Örneğin blok paragraflardan oluşan bir deklerasyon metni okunacak ve size kopyasını vermemişler farzedin. Evde benzer metinleri, uzun ve yorucu cümleleri nasıl yeniden formüle ederim, cümleye nasıl girerim, sonunu nasıl bağlarım, konuşmacıyla aramda ne kadar mesafe bırakırım, bağlantı cümlelerinin gerekli-gereksiz olanlarını nasıl ayıklarım, rakam ve tarihleri not almaya nasıl yetişebilirim veya kabin arkadaşımdan nasıl destek alırım gibi durumları test edin ve kendinizi görerek geliştirin. Emin olamadığınız hususları deneyimli meslektaşlarınıza danışın.</div>
<div>Unutmayın, beceri ve kapasite ile performans ve başarı ayrı kavramlardır. Kapasiteniz yüksek olabilir, altyapınız sağlam olabilir, çok yetenekli de olabilirsiniz, ancak çalıştığınız her işteki performansınız profesyonel anlamda başarılı olmalıdır. Tıpkı iyi bir sporcunun sayı kaydetmesi veya kaçırması örneğinde olduğu gibi. Belki çok iyisinizdir, ama kritik bir sayıyı kaçırdığınız anda seyirciler sizi yuhalayacaktır. Maçta iyi performans için bol antreman ve dengeli beslenme şarttır.</div>
<div>Bu sayı atma ve kaçırma örneği bir bakıma çevirmenlik mesleğinin nankör yüzüdür. Yeri gelir bir rakamı kaçırdığınız için veya bir ismi yanlış söylediniz diye sizi acımasızca eleştirebilirler. Bu yazımda kaçan bir iki ufak şeyden bahsetmediğimi anlamışsınızdır. İsim, rakam, sıfat, tarih kaçırmak bir toplantı boyunca devam ediyorsa, cümlelerinizin başı ile sonu arasında kopukluk oluyorsa, tıkanıyorsanız ve tamamen çaresiz kalıyorsanız, on olayın dokuzunda eksikliği kendinizde aramanızı öneririm.</div>
<p><a class="a2a_dd a2a_target addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save#url=http%3A%2F%2Fwww.dragosfer.com%2Fkaynaklar%2Fdaha-guzel-simultane-ceviri-icin-toplanti-formatina-hakimiyet%2F&amp;title=Daha%20g%C3%BCzel%20sim%C3%BCltane%20%C3%A7eviri%20i%C3%A7in%20toplant%C4%B1%20format%C4%B1na%20hakimiyet" id="wpa2a_20"><img src="http://www.dragosfer.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_171_16.png" width="171" height="16" alt="Share"/></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dragosfer.com/kaynaklar/daha-guzel-simultane-ceviri-icin-toplanti-formatina-hakimiyet/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

