Dragosfer | Çeviri Dünyası Bülteni

Mar/10

29

Türkçe bir şiir ve İngilizce’ye çevirisi (Başlıksız)

Karanlıktan korkanlar

Ay ışığı altında aynalarda birleşenler gözleri ile

Çığlıkları susanlar

ve gidiyorsun hoşgeldin ey ömrüm

Buradan doğuya kalbimin en ıssız sokaklarına yürüyorsun şimdi

İçli şarkılar eşliğinde özlüyorsun gibi bir dostu

bedbaht haline mi ağlıyorsun sen şimdi

diclenin dilsiz dağları gibiyim

tıpkı ekvatorda sıfır noktasında durup da bir ayağım öteki yarım kürede

ellerim dünyanın sularında boğulan siyah amat

yaşayan roman kahramanlarıdır yalnızlıklarımız

kırılganlıklarımız alınyazısına inanmak mı?

sabır isteyen bir dervişim belki de

çöl adı sahra olmalı

vecd içinde yalvaran tanrısına

bu uzaklıklar yaralıyor insanı diyerek

yeniden delirebilirim

dünya küçüldükçe ben gerçekliğimin kuyularına iniyorum

sebepsiz ağrılarım bedenimi parçalara ayırırken..

Ayşegül Laçin

The ones afraid of the darkness

The ones whose screams get silent

The ones who meet in the mirrors under the moonlight with their eyes

And you’re going

Welcome, oh, my life

From here toward east, toward the most forsaken streets of my heart you’re walking now

Seems as if you’re missing a friend with touching songs

Are you crying because of your misery now?

Like the dumb mountains of the Tigris am I

Just like standing on the ground zero, with one foot on the other hemisphere

My hands, the black fool drowning in the water of the world

Our solitudes, the protagonists alive

Do our fragilities believe in destiny?

Maybe I’m a santon wishing for endurance

Sahara, the name of the desert should be

Who prays to his god in ecstasy

Saying these distances hurt

I may go mad one more time

The smaller the world gets, the deeper I go into the wells of my reality

While my causeless pains break my body into pieces..

Belgin Özdemir

2010

*Ç.N: Bu şiir metni bana bir arkadaşım aracılığı ile ulaşmıştı. Okumaktan çok keyif almıştım ve su gibi akıp gitmişti. Ana dilden yabancı dile çevirinin tarafında sayılmayacak biri olsam da bunu İngilizce’ye çevirsem nasıl olurdu acaba diye merak ettim… Bu yüzden biraz da aceleyle, ilk hal olmak üzere bu çeviri şiir metnini oluşturdum. Genel olarak bu türden temalara ve bu temaların böyle işlenişine hayran olduğum için göz atılabilmesi ve üzerine yorum yapılması, değerlendirilmesi, eklemeler çıkarmalar önerilmesi hoşuma gider.

Keyifle okumanızı dilerim.

Share

· · ·

Türkçe bir şiir ve İngilizce’ye çevirisi (Başlıksız) için 9 yorum yapılmış.

Gökçe Doğan | 30 Mart 2010 at 01:29

Şahsen çok beğendim. Konunun uzmanı sayılmam tabii, ancak bence oldukça başarılı bir çeviri olmuş. Yeni çalışmalarınızı bekliyoruz.

Esra Ç. | 30 Mart 2010 at 11:46

Yazar ki acaba?:) onu da yazsak iyi olurdu sanırım.

Genel olarak çevirisi güzel temiz olmuş şiirin. Hani zaten dili Shakespeare gibi kullanmasını beklemediğimiz için çevirmenin, kaynak metindeki duygu geçmiş bence.

Buradan bir soru yöneltmek isterim özellikle kıdemli çevirmen arkadaşlara: Şiirde ilk bakmamız gereken, çevirinin tutarlılığında ilk gözümüze çarpması gereken duygu mu olmalıdır? Yoksa uslup mu yoksa aslında ölümüne sadıklık mı?

Esra Ç. | 30 Mart 2010 at 11:47

Yazar ki acaba derken yorum yapan arkadaş “yazar kim acaba” demek istemiştir.

engin engin | 30 Mart 2010 at 23:06

tebrikler gerçekten profeesyonel biri olarak çevirinizi çok beğendim. sizinle çalışmak isterim.

Belgin | 30 Mart 2010 at 23:10

Teşekkürler :)

Esra, sorunuzu yanıtlamaya çalışmak isterim çevirmenlik yolunda adım adım ilerleyen biri olarak, izninizle:

Aslında İngilizce’den Türkçe’ye çevirirken duygu aktarımını daha ön planda tutarım ve bu çerçevede kaynak metinden sözcük düzeyinde oldukça uzaklaştığım bile söylenebilir. Ben duyguları, anlamı aktarmaya daha önem veriyorum genel olarak. Şiire bağlı olmak üzere nadiren kaynak metne bağlı da kalabiliyorum. Üslup konusunda ise şunu diyebilirim: Kendimce şiirler de karaladığım için çevirilerimde de kendi üslubumu kullanmayı yeğliyorum; dahası kendi kendine ürün, erek metin o şekilde oluşuyor… Tabii bütün bunları yaparken biçimsel ve mümkünse biçemsel özellikleri mümkün olduğunca korumak da oldukça önemli diye düşünüyorum.

Şiirin ait olduğu kişi Ayşegül Laçin’dir ve kendisi henüz şiirine başlık koymadığını söylüyor :)

Belgin | 31 Mart 2010 at 14:45

Teşekkür ederim Engin, ben de sizinle çalışmak isterim :) Bana e-posta ya da Facebook kanalıyla ulaşırsanız çok sevinirim…

Sedef | 01 Nisan 2010 at 16:41

şiirin orjinali zaten o kadar da çevrilemez gibi gelmedi bana, uyaksız olması, serbest ölçü kullanılması vs. düşünülünce. o yüzden çevirirken şekil kaygısı güdülmesi gerekmiyor, duygu ve içerik ön planda tutulabiliyor. bu bağlamda çeviriyi oldukça beğendim, özellikle ilk mısralardaki tekrarlar çok hoş olmuş.

hatice | 16 Mayıs 2011 at 15:31

çok işime yaradı

çinden ithalat | 19 Ocak 2012 at 10:53

Çok başarılı bir çeviri olmuş, tebrikler.

Yorum ekle

<< Önceki yazı:

Sonraki yazı: >>

Dragoman Grup Siteleri
Dragosfer, Dragoman Grup’un hazırladığı bir çeviri bloğudur.
Çeviri Dil Eğitimi İnteraktif
Carbon Teknoloji & Konsepto Reklam Ajansı 2010