29
Türkçe bir şiir ve İngilizce’ye çevirisi (Başlıksız)
Karanlıktan korkanlar
Ay ışığı altında aynalarda birleşenler gözleri ile
Çığlıkları susanlar
ve gidiyorsun hoşgeldin ey ömrüm
Buradan doğuya kalbimin en ıssız sokaklarına yürüyorsun şimdi
İçli şarkılar eşliğinde özlüyorsun gibi bir dostu
bedbaht haline mi ağlıyorsun sen şimdi
diclenin dilsiz dağları gibiyim
tıpkı ekvatorda sıfır noktasında durup da bir ayağım öteki yarım kürede
ellerim dünyanın sularında boğulan siyah amat
yaşayan roman kahramanlarıdır yalnızlıklarımız
kırılganlıklarımız alınyazısına inanmak mı?
sabır isteyen bir dervişim belki de
çöl adı sahra olmalı
vecd içinde yalvaran tanrısına
bu uzaklıklar yaralıyor insanı diyerek
yeniden delirebilirim
dünya küçüldükçe ben gerçekliğimin kuyularına iniyorum
sebepsiz ağrılarım bedenimi parçalara ayırırken..
Ayşegül Laçin
The ones afraid of the darkness
The ones whose screams get silent
The ones who meet in the mirrors under the moonlight with their eyes
And you’re going
Welcome, oh, my life
From here toward east, toward the most forsaken streets of my heart you’re walking now
Seems as if you’re missing a friend with touching songs
Are you crying because of your misery now?
Like the dumb mountains of the Tigris am I
Just like standing on the ground zero, with one foot on the other hemisphere
My hands, the black fool drowning in the water of the world
Our solitudes, the protagonists alive
Do our fragilities believe in destiny?
Maybe I’m a santon wishing for endurance
Sahara, the name of the desert should be
Who prays to his god in ecstasy
Saying these distances hurt
I may go mad one more time
The smaller the world gets, the deeper I go into the wells of my reality
While my causeless pains break my body into pieces..
Belgin Özdemir
2010
*Ç.N: Bu şiir metni bana bir arkadaşım aracılığı ile ulaşmıştı. Okumaktan çok keyif almıştım ve su gibi akıp gitmişti. Ana dilden yabancı dile çevirinin tarafında sayılmayacak biri olsam da bunu İngilizce’ye çevirsem nasıl olurdu acaba diye merak ettim… Bu yüzden biraz da aceleyle, ilk hal olmak üzere bu çeviri şiir metnini oluşturdum. Genel olarak bu türden temalara ve bu temaların böyle işlenişine hayran olduğum için göz atılabilmesi ve üzerine yorum yapılması, değerlendirilmesi, eklemeler çıkarmalar önerilmesi hoşuma gider.
Keyifle okumanızı dilerim.
Türkçe bir şiir ve İngilizce’ye çevirisi (Başlıksız) için 9 yorum yapılmış.
Gökçe Doğan | 30 Mart 2010 at 01:29
Esra Ç. | 30 Mart 2010 at 11:46
Yazar ki acaba?:) onu da yazsak iyi olurdu sanırım.
Genel olarak çevirisi güzel temiz olmuş şiirin. Hani zaten dili Shakespeare gibi kullanmasını beklemediğimiz için çevirmenin, kaynak metindeki duygu geçmiş bence.
Buradan bir soru yöneltmek isterim özellikle kıdemli çevirmen arkadaşlara: Şiirde ilk bakmamız gereken, çevirinin tutarlılığında ilk gözümüze çarpması gereken duygu mu olmalıdır? Yoksa uslup mu yoksa aslında ölümüne sadıklık mı?
Esra Ç. | 30 Mart 2010 at 11:47
Yazar ki acaba derken yorum yapan arkadaş “yazar kim acaba” demek istemiştir.
engin engin | 30 Mart 2010 at 23:06
tebrikler gerçekten profeesyonel biri olarak çevirinizi çok beğendim. sizinle çalışmak isterim.
Belgin | 30 Mart 2010 at 23:10
Teşekkürler
Esra, sorunuzu yanıtlamaya çalışmak isterim çevirmenlik yolunda adım adım ilerleyen biri olarak, izninizle:
Aslında İngilizce’den Türkçe’ye çevirirken duygu aktarımını daha ön planda tutarım ve bu çerçevede kaynak metinden sözcük düzeyinde oldukça uzaklaştığım bile söylenebilir. Ben duyguları, anlamı aktarmaya daha önem veriyorum genel olarak. Şiire bağlı olmak üzere nadiren kaynak metne bağlı da kalabiliyorum. Üslup konusunda ise şunu diyebilirim: Kendimce şiirler de karaladığım için çevirilerimde de kendi üslubumu kullanmayı yeğliyorum; dahası kendi kendine ürün, erek metin o şekilde oluşuyor… Tabii bütün bunları yaparken biçimsel ve mümkünse biçemsel özellikleri mümkün olduğunca korumak da oldukça önemli diye düşünüyorum.
Şiirin ait olduğu kişi Ayşegül Laçin’dir ve kendisi henüz şiirine başlık koymadığını söylüyor
Belgin | 31 Mart 2010 at 14:45
Teşekkür ederim Engin, ben de sizinle çalışmak isterim
Bana e-posta ya da Facebook kanalıyla ulaşırsanız çok sevinirim…
Sedef | 01 Nisan 2010 at 16:41
şiirin orjinali zaten o kadar da çevrilemez gibi gelmedi bana, uyaksız olması, serbest ölçü kullanılması vs. düşünülünce. o yüzden çevirirken şekil kaygısı güdülmesi gerekmiyor, duygu ve içerik ön planda tutulabiliyor. bu bağlamda çeviriyi oldukça beğendim, özellikle ilk mısralardaki tekrarlar çok hoş olmuş.
hatice | 16 Mayıs 2011 at 15:31
çok işime yaradı
Yorum ekle
<< Önceki yazı: Dragoman Akademi

Şahsen çok beğendim. Konunun uzmanı sayılmam tabii, ancak bence oldukça başarılı bir çeviri olmuş. Yeni çalışmalarınızı bekliyoruz.